12 yıl boyunca bir pencerenin dört mevsimini fotoğraflayan Alper Yeşiltaş ile pencere fotoğraf serisi üzerine yaptığımız röportaj… 

Merhabalar,

Öncelikle röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Pencere fotoğraf serinizi gördüğümde gerçekten çok etkilendim ve bu seri üzerine sizi hem tanımak hem de tanıtmak amacıyla birkaç soru yöneltmek istedim.

İlk olarak bize kendinizden bahsedebilir misiniz? Alper Yeşiltaş kimdir, ne yapar?

Adım Alper Yeşiltaş. İstanbul doğumluyum. Marmara Hukuk mezunuyum, gerçek mesleğim avukatlık. Çocukluk yıllarımda her evde olduğu gibi bizim evde de bulunan analog makineler ile çekmeye çalıştıklarımı saymazsak, fotoğrafçılık ile tanışıklığımın 2003 yılında sahip olduğum ilk dijital fotoğraf makinesi ile başladığını söyleyebilirim. O yıldan beri dijital fotoğrafçılığın içerisindeyim. Önceleri siyah beyaz fotoğraf ile ilgileniyordum. 2005’te katıldığım “siyah beyaz fotoğraf” konulu bir yarışmada birinci olup ödül olarak verilen, zamanına göre bayağı özellikli (yine dijital) bir makineye terfi ettiğimde, farklı fotoğraf türlerini ele almaya karar verdim. O günden beri genellikle şehir manzaraları, sokak enstantaneleri, portreler ve bazen de kavramsal işler ile fotoğraf alanındaki çalışmalarımı sürdürüyorum.

“I live in Istanbul for 24 years. I’m a lawyer and a photographer. This was the window I used to see every day against my room, so only I was able to see it from this angle. Like I said, for 12 years, I saw it every day, we saw so many faces of each other.

During that time, I posted some of it’s pictures to the internet and in a way, it caught people’s attention. Publishers used two of them on book covers and one is showcased in an exhibition. One day, owners of the building decided to dismantle it, in order to build a new one. While the building was being dismantled, I managed to take a final picture.”

İstanbul’un hangi semtinde yaşıyorsunuz? Aslında tam olarak sormak istediğim bu güzelim pencere İstanbul’un neresindeydi?

Eşimle birlikte şu anda Göztepe’de yaşıyoruz, pencere ise Çamlıca‘daki bir eve aitti.

Pencereye çıktığımızda hep sabit manzaralarla karşılaşırız. Mesela benim penceremin karşısında da görkemli bir dağ var pencereyi her açtığımda selamlaştığım… Belki de çoğumuzun penceresinin karşısında aslında sizinkine benzer, bir sanatın objesi olabilecek bir pencere dahi vardır. Ama sanıyorum kimse 12 sene boyunca o pencereyi fotoğraflamaz. Peki ilk olarak sizi ne tetikledi? Neden bu pencerenin fotoğrafını çekmek istemiştiniz? Ve bu fikri nasıl devam ettirdiniz ve bir seriye dönüştü?

Bu fotoğraf serisi şöyle ortaya çıktı. Fotoğraflardaki pencere, karşımdaki apartmanda, herhangi bir daireye ait olmayan, apartmanın koridorundan dışarıya açılan bir pencereydi ve üzerinde çok güzel bir perde takılıydı. Odamın tam karşısında olduğu için, sadece benim görebileceğim bir açıda duruyordu. Onu benden başka kimsenin görmüyor (ve belki de görmeyecek) olduğu fikrinden hareketle, pencerenin (ve duvarın) farklı mevsimlerde nasıl gözükeceğini merak ettiğim için fotoğraflarını çekip yan yana getirmeye karar verdim.

Bildiğimiz kadarıyla en son evin yıkılmış halini fotoğrafladınız. Bu konu ile ilgili ilk merak ettiğim şey, yıkılış anına şahitlik ettiniz mi yoksa eve döndüğünüzde sizi karşılayan manzara mıydı bu? Diğer sormak istediğim ise ben o kadar etkileyici fotoğrafların ardından en son o fotoğrafı gördüğümde içim sızladı. Ve aslında pencere ile hiçbir bağ kurmamışken bunu hissettim. Siz kendinizi nasıl hissettiniz? Sonuçta bağ kurduğunuz ve sanatınıza eşlik eden bir şeyi kaybettiniz.

Evet, evin yıkılış anını fotoğrafladım. Evin yıkılış anlarına şahitlik ettim. Son fotoğrafta da görülebileceği gibi, iş makinesi fotoğrafı çektiğim anlarda evin duvarlarını yıkıyor. Bu fotoğraflara bakmayı seviyorum. Binanın yıkılmış olması beni üzüyor tabi ama bazen de bu yıkılışı görüntüleyebilmiş olmamın, yani çektiğim son fotoğrafın, aslında bu serinin ta kendisi olduğunu düşünüyorum ve üzülmeyi bir kenara bırakıyorum.

Şu an tam da o pencerenin olduğu yerde yani objektifinizi oraya doğrulttuğunuzda size neyin baktığını merak etmiyor değilim. 

 Yıkılan evin yerine şu anda bir iş merkezi yapılıyor ama inşaatı hala bitmedi.

Son olarak da pencere serinize benzeyen başka fotoğraf örgünüz olup olmadığını sormak istiyorum. Yani düzenli olarak fotoğrafladığınız bir şey, bir yer?

Bir seri olarak düşünülebilir mi bilmem, sizin tanımınızdaki gibi düzenli olarak fotoğraflarını çekmiyorum ve onları bir seri olarak henüz bir araya getirmedim fakat gittiğim yerlerde çok sayıda kapı ve pencerenin bir arada bulunduğu noktaları fotoğraflamayı çok seviyorum. Bu tür çok fotoğrafım var.

Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Sizi takip edebileceğimiz sosyal medya hesaplarınızı bizimle paylaşırsanız çok seviniriz.

Şu anda en aktif kullandığım sosyal medya hesabım instagram hesabım, bunun dışında internet sitem yayında, mail adresimi de sürekli kontrol ediyorum, ulaşmak isteyen kişiler mail adresim üzerinden benimle iletişime geçebilirler. 

Sizlere tekrar çok teşekkür eder, hepinize iyi çalışmalar dilerim.
Alper Yeşiltaş

Facebook Comments