Amed genelde dünya tarihinde önemli yer tutan surları, hanları, kervansarayları, bahçeleri (Hevsel), camiileri, kaleleri, kiliseleriyle bilinmektedir. Ancak, iktidar kontrolündeki basın demeye utandığımız birçok medya kuruluşunun gösterdiği biçimiyle bölgede olanlar için savaş, acı, yıkım, “uzak durulması gereken yer” olarak akıllara kazınmıştır. Yakın tarihimizde bu coğrafyaya bakacak olursak; bölge halkı ablukaya alınmış, dokunmaya kıyamayacağınız güzellikteki yapılar tahribata uğratılmış, insanların sevdikleri öldürülüp tankların arkasında boyunlarından iple dolaştırılmış, çocuklarının bedeni buzluklarda saklanmaya zorlanmış bir coğrafyanın Paris’idir Amed. Fakat ben bu bölge halkıyla ilgili olarak inatçılığın genlerine işlemiş olduğunu düşünüyorum. Çünkü yaşadıkları tüm zorluklara rağmen, kentine ve öz benliklerine halen sahip çıkıyorlar. Bu inatçılığın getirmiş olduğu güzelliklerden biri de Lindy Hop dansının Amed’lilerle buluşmasını sağlayan Swing Amed oluşumu… Bu oluşum bölge insanının inatla güzellikten ve birlikten yana olduğunun doğrudan göstergesidir.

Swing Amed

Swing, İstanbul’dan Hakan Durak ve Nazlı Ilgın Barutçu’nun girişimleriyle kurulmuş olan Swing Amed, faaliyetlerine kentte yaşanan olaylar nedeniyle bir süre gecikmeli başlamış olsa da bölge halkı tarafından hemen sahiplenilmiş ve beğeniyle karşılanmış. 

Ekim 2017’den bu yana Hakan ve Nazlı, iki üç haftada bir İstanbul’dan Amed’e gelip dans eğitimleri vererek, çalışmaları devam ettirmektedirler. Derslerin dışında yapılan etkinliklerle de dansın ve oluşumun geniş kitleler tarafından duyulması sağlanmıştır. Şimdilerde ise topluluğun büyük bir heyecanı var. Amed’de düzenlenen ilk Lindy Hop festivali: Amed Lindy Exchange I

12-15 Nisan 2019 yapılacak olan festivalde canlı müzik ve DJ’ler performanslarıyla partiler, deneyimli eğitmenlerle birlikte dersler, birçok gün içi sürpriz aktivite ve topluluğun deyimiyle de dışarıda delikanlı bir bahar…” katılımcılarını bekliyor.

Biz de hem etkinlik hakkında daha fazla detay almak hem de topluluğun bu heyecanına ortak olmak için grup üyelerinden Nazlı Ilgın Barutçu’yla söyleştik…

Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız? Neler yapıyorsunuz? Dansa nasıl başladınız?

İsmim Ilgın Nazlı Barutçu. İTÜ’de maden mühendisliği okudum. Hayatım boyunca sporla ilgilendim ama dansla üniversitedeyken tanıştım. 2010 yılından beri aktif olarak dans ediyorum. Hayatımda Swing müziği ve danslarının yeri, diğer tüm ilgi alanlarımdan daha geniş oldu. Bu yüzden mesleğim haline de geldi. 2012 yılından beri Swing İstanbul’da Lindy hop ve solo caz eğitimleri veriyorum. Dans partnerim Hakan Durak ile bazen Avrupa festivallerine eğitmen olarak çağırılıyoruz ve bu festival veya dans kamplarında Swing DJliği de yapıyorum. 

Kısacası müzik ve dans hayatımın merkezinde. Bunun dışında Mellow isimli, kendi tasarlayıp diktiğim papyonları içeren ufak bir markam var. 

Dansı benim gibi kötü olan Lindy Hoppers’lara danslarını geliştirmek için önerileriniz nelerdir?

Herkesin öğrenme biçimi ve gelişme süreci farklı sanırım. Bunu eğitim sırasında da her gün gözlemliyoruz. 

Kişisel olarak tecrübem, çok okuyup araştırmak, izlemek, gözlem yapmak üzerine pratik ile şekillendi. Müziği seviyor oluşum ve DJlik konusunda da kendimi geliştirmek isteyişim müziği bilmemi sağladı. Dünyanın diğer yerlerinde dansçılar nasıl dans ediyor ve neyi nasıl öğretiyor diye bir merak duyup araştırınca, seyahat edince insan besleniyor. Bu belki dansın entelektüel kısmı. Fakat bu kısmın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Müzik ve dansın orijinini, kültürel etkilerini, süreçlerini bilmeyi çok değerli buluyorum bir dansçıda. Çünkü bundan besleniyoruz. Hareketleri vücutta üst üste sergilemek spora daha yakınken; bunu dans yapan ve sanata yaklaştıran, melodiyle ve kültürü ile birlikte beden aracılığıyla sunulan bir ifade biçimi bana göre. 

İnternetten her şeye ulaşmak mümkün ama seyahat etme hakkı doğuştan kazanılmıyor maalesef bu coğrafyada. Gittiğim neredeyse tüm festivallerde gönüllü olarak çalıştım. Bunu zamanı olan herkese öneriyorum. 

Farklı eğitmen ve teknikler, farklı dansçılarla kurulan diyaloglar danstaki iletişimi zenginleştiriyor. Pratik ve egzersiz yaparken de daha geniş bir pencere sunuyor insana.

Lindy Hop camiasında dans eğitmenliğinin yanında DJ performansınızda oldukça beğeniliyor. İkisi birbirini başarı anlamında etkiliyor mu? Yani kulağı olmayan biri asla iyi bir dansçı olamaz mı?

Belki duymuşsunuzdur “Bilgi güçtür” derler. Müziği bilmeyi böyle görüyorum. Aynı şekilde Swing kültürünü de. Duymaktan hoşlanılan bir melodiyi, yapısal olarak da bilmek dansta başka bir kapı açıyor kanımca. Dansta müzikalite dediğimiz kavram bilgiden doğuyor, tesadüf değil. DJlik ise altyapı, dolayısıyla emek gerektiriyor. 1-2 saatte çaldığınız müziklerin yapısı da, sıralaması da spontan değil; belki arkasında onlarca saat araştırılmış, dinlenmiş, edinilmiş bilgi var. Bunun dansı geliştirdiğini kesinlikle söyleyebilirim. Dünyadaki dans DJlerine bakarsak – tabii ki hepsi teknik açıdan mükemmel olmak zorunda değil ama – hepsi dans ediyor. Yani aslında dansçıya çalmak için de dansı bilmek gerek. 

Lindy hop’la tanıştıktan sonra mühendisliği bırakıp sadece yolunuza dansla devam etmişsiniz. Böyle bir şey gerçekten mümkün mü? (Gülüyorum) 

Umarım mümkündür (Gülüşmeler:)

Benim için kaygılı bir süreçti dürüst olmak gerekirse, hala da bazen kaygılıyım. Memur çocuğuyum, düzen ve plan program görerek büyüdüm. Fakat memnuniyet koşulsuz gelmeyebiliyor, risk almak gerekebiliyor ve/veya insan hiçbir karşılık almadan kendini geliştirmek için yıllarca didinebiliyor. Bu süreçte ailemin desteği çok büyük ve önemli oldu. Swing İstanbul ailesinin ve Hakan Durak’ın desteği de öyle. 

Geçimini sadece dans ederek sürdüren kişi sayısı hala çok az bu memlekette, artmasını diliyorum. 

Şu anda Swing Amed’in kaç katılımıcısı var? 

Şu anda sayıca 50 aktif dansçıyı geçtik. 

Yeni bir kültürün duyulması, tanıtılması ve kitle olarak ilerlemek zor süreçler. Buna rağmen 1 yılda ulaştığımız nokta memnun ediyor.

Lindy hop dansını Türkiye’ye yaymak gibi bir amacınızın olduğunu biliyoruz. Bu amacı gerçeklemek için neden ilk olarak Amed’i seçtiniz?

Swing İstanbul’un kurucusu ve dans partnerim Hakan Durak bir gün sabaha karşı bana mesaj attı Diyarbakır’da Lindy hop öğretmeye başlayalım mı diye. Tamam dedim ve gittik 🙂 

Neden Amed sorusunu ise aslında başka bir söyleşide Hakan Durak çok güzel yanıtlamıştı, onun ağzından aktarayım: Diyarbakır yakın tarihte savaş(lar) gördü ve bu durum medyada, televizyonda bile yayınlanmadı. Coğrafi dezavantajı, halkın mutsuzluğu ve bu mutsuzluğun artmasına karşı belki de elimizdeki yegâne araç Lindy hop’tu. Bizim katkımız bu olabiliyor.

Hakan’la 2-3 haftada bir giderek Swing Amed’de eğitimler veriyoruz. Bazen başka eğitmenler de geliyor, mutlu oluyoruz dans ettikçe. Biliyorsun ya “Gülmek, bir halk gülüyorsa gülmektir” en nihayetinde. 

Hakan, Swing İstanbul bünyesinde başka illere de gitmeye, bir Lindy hop elçisi gibi bu mutluluğu yaymaya başladı. Van, Adana, Ankara bu illerden bazıları. 

 

Yaşadığımız bu değişik coğrafyada Amed ismine bile birçok kişi tarafından tepki verilmekte. Siz Swing Amed’i kurduktan ya da kentte ders vermeye başladıktan sonra çevrenizden ya da ailenizden herhangi bir tepkiyle karşılaştınız mı? En basitinden evdekiler “aman kızım bari Swing Diyarbakır deseydiniz zaten ortalık karışık” gibi söylemlerde bulundular mı?

Ailelerimiz ve arkadaşlarımız destekliyor, destekle büyüyüp güzelleşiyoruz.

Tepkiler ise bazen geliyor, bir yerlerden. Tepkiler hep gelir çünkü 🙂 Kızmıyoruz, tahmin ediyorduk.

İstanbul ve Amed arasında yaptığınız etkinliklerde gördüğünüz farklılıklar nelerdir? (Etkinliklere katılım oranı, mekânların sağladığı kolaylıklar ya da neden oldukları zorluklar, dansla ilgisi olmayan diğer bireylerin verdiği tepkiler… vb açıdan)

Tabii ki yerel farklılıklar var. Dil farklı öncelikle, kültür farklı, alışkanlıklar da. Bu farklılıkları seviyoruz. Dans ise ortak ve başka bir dil, bu her yerde aynı mesela. Frankie Manning “Kişilerin siyah, beyaz veya yeşil olmaları fark etmez, dans ettikleri sürece” der mesela, zamanın ırkçı toplumuna karşı. Kısacası Lindy hop yaptığımız zaman, pratik veya partilerde çok temel farklar olmuyor. Mekânlarda da sıkıntı yaşamıyoruz, aksine dans etmemizden hoşlanan ve bize destek veren çokça mekân var. Birçok yerde flashmoblar yaptık, spontan dans ettiğimiz mekânlar da oldu.

Şehrin merkezinde sokakta dans etmek belki iddialı bir girişim olabilir, bilmiyorum açıkçası, ama bu İstanbul’da da aynı, her an birisi gelip yan sokakta bir cami veya türbe oluğunu hatırlayabiliyor veya sosyal medyada nefret söylemleri ile karşılaşabiliyoruz. 

Amed Lindy Exchange I’de yer alacak etkinliklerle ilgili biraz daha deyatlı bilgi verebilir misiniz? Gelecek yıllarda İstanbul’da düzenlediğiniz Orient Lindy Express tarzında bir festival hazırlama planınız var mı?

Amed Lindy Exchange ilk defa yaptığımız, bu ilk sefer için yurtdışından değil ama yurtiçinden katılım beklediğimiz yerel bir organizasyon. Swing İstanbul eğitmenlerinin dersler vereceği, canlı müzikle partiler düzenleyeceğimiz, Diyarbakır şehrini tanıtmak amacıyla gezi ve gün içi aktiviteleri yapacağımız bir etkinlik. Bu şehirdeki insanlar tüm kültürleri kucaklamak, ev sahipliği yapmak ve dans aracılığı ile tüm renkleri sahiplenmek istiyor. Hatta tüm katılımcılara açık ve ücretsiz olarak düzenleyeceğimiz bir yerel dans atölyesi de olacak. Yani dansla, halayla ve muhabbetle geçireceğimiz güzel bahar günleri için çok heyecanlıyız.

 

Facebook Comments