Yaklaşık 20 yıldır sonar kullanımının, balinaların toplu intiharları ile bağlantılı olduğu tahmin ediliyordu. Yeni yapılan çalışmalar ise bunun nasıl mümkün olduğunu kanıtları ile ortaya koyuyor.

Öncelikle deniz radarlarını, yani sonarları tanımlayalım.

Sonarlar aktif ve pasif olmak üzere ikiye ayrılır. Pasif sonarlar sadece gelen ses dalgalarını algılar; fakat kendileri bir dalga yaymaz. Aktif sonarlar ise suyun altında ses dalgası yayar ve kendi içinde; yüksek frekanslı, orta frekanslı ve düşük frekanslı olarak üçe ayrılır.

Eskiden balinalar üzerinde etkiyen sonarın düşük frekansta, yani 300 Hertz civarı bir değerde olan dalgalar olduğu düşünülüyordu; fakat bilimsel çalışmalar ölümlerle düşük frekans ses dalgaları arasında yüksek bir ilişki saptayamadı. Öte yandan 3000 Hertz ve 4000 Hertz arasında değer alan orta frekans sonar dalgalarının balina ve diğer deniz canlılarına zararlı olduğuyla ilgili tutarlı bilgiler elde edildi.

Yüksek frekanslı sonar üzerinde ise henüz yeterince araştırma yapılmış değil; çünkü bu henüz çok yeni bir teknoloji. Yüksek frekanslı ses dalgaları, su kütlesi tarafından hemen sönümlendiği için çok uzak mesafelerde de etkili olamıyor. Bu sebeple şu anda odağımıza orta seviyedeki ses dalgalarını almamız daha yerinde olacaktır ve yazımızda değindiğimiz sonar dalgalarından orta seviyede ses dalgalarını anlamanızı rica edeceğim.

Topluca kıyıya vuran balinalar incelendiğinde, vücut dokularında nitrojen balonlarına rastlanmıştı. Bu ise onların normalden çok daha hızlı bir şekilde derinliklerden yüzeye çıkmış olduklarını ve aynı bazı dalgıçlar gibi vurgun yediklerini anlatan bir detaydı. Vurgun yiyen balinalar ise doğal olarak felç geliştirip ölmüşlerdi?

Peki neden balinalar birdenbire delirmiş gibi yüzeye çıkma ihtiyacı hissediyorlardı?

Buna cevap vermek için öncelikle balinaları biraz daha tanımamız gerekir. Özellikle Ziphiidae  (gagalı balinagiller) ailesinde bulunan balinaların suyun altında nefesini tutmak konusunda üstlerine yoktur. Burada bir parantez açıp balinaların akciğer sahibi memeli canlılar olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Suyun altında bir saati aşacak kadar uzun süre nefes almadan kalmalarını ise bazı metabolik adaptasyonlarına borçludurlar. Bu adaptasyonlarından bir tanesi ve konuyla alakalı olanı ise düşük kalp atışlarıdır. Kalpleri çok düşük hızda attığı için suyun altında çok az oksijen harcayarak uzun süre kalabilmektedirler. Maalesef sonar dalgasını duydukları anda birden heyecanlanan balinaların düşük kalp atışları birden yükselip ciğerlerindeki oksijeni tüketmektedir ve balinalar için acele bir şekilde yüzeye çıkıp tekrar nefes almak dışında bir seçenek kalmamaktadır. İşte ne oluyorsa tam da bu anda olmaktadır.

Toplu balina intiharları ve savaş gemilerinin tatbikatları arasındaki ilişki ilk olarak 1980’lerin sonunda fark edilmeye başlanmıştır. İspanya’daki Las Palmas de Gran Canaria Üniversitesi‘nde çalışan bilim insanı Yara Bernaldo de Quiros ve arkadaşları bu konuda bir makale yayınlayarak gözlemlerini paylaşmıştır.

Daha sonrasında 1996’da Yunanistan‘da, 2000’de Bahamalar’da yaşanan toplu intiharlar de Quiros ve arkadaşlarının tezini sağlamlaştırmıştır. Bütün olayların ortak noktası ülkelerin deniz kuvvetlerinin sonar kullanarak yaptığı tatbikat ve saldırı faaliyetleridir.

Eylül 2002’de ise NATO tatbikatı esnasında 14 gagalı balina Kanarya Adaları’nda kıyıya vurunca işler iyice bir gizem olmaktan çıkmıştır.

Bunun üzerine 2004’te İspanya Kanarya Adaları civarını balina yaşam alanı olarak adlandırıp etrafında sonar kullanımını yasaklamıştır. De Quiros ve bilim insanı arkadaşları bu yasağı yeterli bulmayarak daha fazla ülkenin benzer yasaklar getirmesi için çağrı yapmıştır ve hala bu konuda çalışma yürütmektedirler.

Umut ediyoruz ki en kısa zamanda bilim insanları ülkelerin ordularını ikna edebilirler, böylece daha fazla balina ölümü ile karşılaşmayız. Fakat maalesef başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere büyük ve savaş sevici devletler, henüz ikna olmaya çok da yakın hissetmiyorlar.

Konu ile ilgili İngilizce bir makaleyi şu adresten bulup, Sci Hub sitesi yardımıyla açabilirsiniz.

Konu ile ilgili İngilizce bir belgesel izlemek isteyenler için “Sonic Sea” belgeselini önerebilirim.

İyi seyirler…

Kaynak:  whoi, bbc

 

Facebook Comments