Mimarlık ve Tasarım Stüdyosu olan Bornstein Lyckefors, İsveç’in Kallaxön Adası’nda mütevazı bir kabin inşa etti ve renk olarak da yeşilin soluk bir tonunu seçti.

Bu renk seçiminin tuhaf bir yanı var. Yani İsveç’in ahşap kulübelerinin birçoğunun belirgin bir kırmızı tonda boyanmış olması geleneğine aykırı olarak İsveç’in kuzeyindeki Luleå Adaları’nda bu rengin daha önce kullanıldığına dair bir ipucu yok.

Yeni binaya özgün bir karakter vermek istedik…

Bornstein Lyckefors yaygın olanın aksine binaya kendi kimliğini vereceğini düşündüğü, onu çevresindeki yeşil tonlarına dahil edecek bir ton seçmeyi tercih etti ve alan olarak da etrafını saran kozalaklı, yaprak döken ağaçlar ve otlarla iyi bir uyum sağlayabileceği bir yer seçti.

“Yeni binaya özgün bir karakter vermek istedik, daha az baskın ancak alışılmış olandan daha üstün. Bulunduğu bölgenin zengin yeşil gradyanı göz önüne alındığında, evin doğanın renkleri ile doğal olarak karışmasını istedik.” Stüdyo kurucu ortağı Andreas Lyckefors.

Kallaxön adası İsveç’in medeniyetinin ulaştığı bir yer değil açıkçası yani yol ve su altyapısı bu bölgede henüz gelişmiş değil ancak evin sahipleri beş kuşaktır bu bölgede bir hafta sonu evine sahipler ve burada yaşamayı seviyorlar.

Müşterinin şehirde bir kaplama fabrikası işleten büyük büyük babası, fabrikanın arazisini bir maden şirketine satıyor ve karşılığında bu bölgeden bir araziyi ödeme olarak kabul ediyor. O zamandan beri aile burada sahip oldukları arsa üzerine inşa ettikleri basit, tuvaleti ve duşu olmayan evi sadece yazlık olarak kullanmaya devam ettiler. Yeni evi yaptırmak istemelerindeki temel amaç suyu donduracak soğuklarda bile bu bölgeyi ziyaret edebilmek ve soğuktan korunmalarını sağlayacak bir eve sahip olmak.

Kabin; geleneksel, bölgeye has kırma çatıya sahip ve cam ağacından inşa edilmiştir. Yapıya girintili bir boşluktan giriliyor ve bu bölüm hariç dış cephenin tamamı, malzemenin gerçek yapısını ortaya çıkaran kireç yeşili bir tonda boyanmıştır.

Çatısı ise oksitlenmiş bakırdan yapılmış olup neredeyse yapının dış cephesiyle aynı tona sahiptir. Böylece çatının, bu tonu ile sivri bir şekilde yükselerek onu örten ağaçların gölgeleriyle sağlam bir bütünlük oluşturması amaçlanmıştır.

Tek katlı gibi görünen yapı aslında bir de tavan arası katına sahip

Bu da manzaraya açılabilen hemen hemen tüm zemin katının, ortak aile alanı olarak kullanılabileceği anlamına geliyor. Bir yemek alanı, mutfak ve yaşama alanı çatı katına çıkan merdiven etrafında düzenlenmiştir ve sakin bir köşeye iliştirilmiş bir de divan tarzı rahat oturma bölümü bulunmaktadır. Üst katta ise bir yatak odası ve esnek kullanıma açık bir çatı alanı var.

Ayrıca temiz su kaynağına sahip bir tuvalet ve duş bölümüne dışarıdan erişim vardır. Böylece hem burada konaklayanlar hem de eski yazlıkta oturanlar duş alanını rahatça kullanabilmektedirler.

Sel riski ve dona karşı yükseltilen zemin

Ev sahipleri yaz günlerinin çoğunu zaten evin dışında geçirdiklerini, bu yüzden günün geri kalan kısmında da açık alanı kucaklayan ve hala dışarıda olma hissi yaratan bir mekanı deneyimlemekten son derece memnunlar. Ancak yeşil kabinin konum olarak suya çok yakın olması her zaman sel riskini barındırıyordu ve bunu önlemek için, ev küçük beton iskeleler üzerine yerleştirilerek yerden yükseltilmiştir. Bu çözüm aynı zamanda binanın normal kış zemin donlarından korunmasına da yardımcı olmaktadır.

Kaynak: dezeenarchinew

Facebook Comments